Alevi Liderden Yetkililere Açık Uyarı
EHDAV Genel Başkanı Ali Yeral, yaptığı açıklamada yetkilileri uyararak IŞİD tehlikesine dikkat çekti.
Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Antakya Ehl-i Beyt Kültür Ve Dayanışma Vakfı Merkezi (EHDAV) Genel Başkanı Ali Yeral, yaptığı açıklamada yetkilileri uyararak IŞİD tehlikesine dikkat çekti.
Reyhanlı'ya komşu olan IŞİD tehlikesinden dolayı halkın tedirginlik duyduğunu belirten Ali Yeral açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
Birileri tarafından aslan mücahitleri olarak beslenip kollanan ve Ehlibeyt / Alevi ve İnsanlık düşmanı gözü dönmüş IŞİD teröristleri, nihayet Reyhanlı'mıza komşu olmuş durumdalar. Halkımız çok tedirgin, zira tekbir eşliğinde Cami ve Türbeleri havaya uçuran ve boğaz kesen canilerle komşu olmak istemiyorlar. Devlet üzerine düşen görevi hakkıyla yapmalı ve halkımızın güvenliğini acilen sağlamalıdır. Bu işin şakası yok, atılacak yanlış bir adımın da hiç bir şekilde telafisi yoktur. Bilmiyorum Birileri, Hala Bizi IŞİD'ip Anlamıyor mu?!.
IŞİD, sınır bölgesindeki hakimiyetini perçinleyerek Hatay halkına gözdağı veriyor.
HATAY 'IN Reyhanlısında Türk Askerleriyle poz veren tekfirciler. Sınır laçkalaşmış durumda!
Dr. Mehmet Ali EDİBOĞLU / Hatay Milletvekili - Dışişleri Komisyon Üyesi
Irak’ın Musul şehrini ele geçiren Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adlı terör örgütü, 11 Haziran 2014 tarihinde Musul Türkiye Başkonsolosluğunu basarak, 40 günden fazladır Başkonsolos dahil 49 kişiyi ellerinde “rehin” tutuyor.
Suriye ve Irak'ta terör eylemlerini gerçekleştiren IŞİD teröristleri, Musul’da Irak ordusundan ele geçirdiği ağır silahları, füzeleri Suriye’ye taşıyarakburadaki eylemlerine hız veriyor. IŞİD Musul’dan taşıdığı bu ağır silah ve füzelerle saldırılarını artırıyor. Öyle ki; Hatay’ın Suriye sınırındaki köy ve kasabaları artık ismi artık duyulmayan ÖSO’nun elinden alıyor. Hemen yanı başımızdaki Harim kasabasını ele geçirerek, bayraklarını adeta “biz geliyoruz” diyerek Hatay sınırına dikiyor.
Son günlerde Suriye'de özellikle Hatay'a yakın bölgelere saldıran IŞİD, HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı Demirtaş’ın açıklamasında sözünü ettiği “Kobani IŞİD'in eline geçerse 15 gün sonra IŞİD Hatay'dadır, 1 ay sonra IŞİD Adana'dadır.” şeklindeki açıklamasını adeta doğrular vaziyette sınır bölgesindeki hakimiyetini perçinleyerek Hatay halkına gözdağı veriyor.
Bu yaşanan süreçte maalesef AKP Hükümet yetkilileriise, sorduğumuz hiçbir soruya tatmin edici cevap vermediği gibi, Hatay halkının tedirginliğini de gideremiyor.
Yaptığı eylemler ve izlediği strateji ile IŞİD, Musul'dan Rakka'ya,Halep'in kuzeyinden Hatay bölgesine kadar olan geniş bir coğrafya üzerinde enerji için güvenli bir koridor açmak arzusunda. Artık kimler tarafından kurdurulduğu bilinen ve efendisi küresel güçlerin silahlı koluolan IŞİD stratejik konumda olan Hatay ilimizi istiyor. Bunu açık açık deklare de ediyor. Haritalar yayınlıyor, açıklamalar yapıyor. Ancak bu açıklamalara AKP Hükümet ve Dışişleri Bakanlığı yetkilileri bırakın tepki göstermeyi, IŞİD ‘e “terörist” bile diyemiyor.
Artık AKP hükümet yetkililerinin aklını başına alması gerekmektedir. Kevgire dönen sınırlarımıza eskiden olduğu gibi sahip çıkılmalı, bu vahşi terör örgütüne tanınan imtiyazlara son verilmelidir. Sınırlar madem Dışişleri Bakanı’nın açıkladığı gibi bir ülkenin namusu ise, herkesin bu namusu koruması gerekmektedir.
Sorumluluk sahibi herkes IŞİD tehlikesinin bilincinde olmalıdır. Hükümet siyasal ikiyüzlülüğü, ideolojik-mezhepsel misyonerliği bir kenara bırakmalıdır. Özellikle Suriye krizinin başladığı 2011 yılı Mart ayından bu yana, Hatay’da yaşayan her türlü mezhepten ve ırktan vatandaşlarımız ruhsal ve fiziksel saldırılara maruz bırakıldı. Ekonomik olarak ise iflas noktasına getirildi. Küresel güçlerin ve taşeron politikaların çıkarları, Hatay’da yaşayan bütün vatandaşlarımızın çıkarlarının ve sorunlarının üzerinde tutuldu.
Bugün BOP projesi gereği bu coğrafya ağır saldırılar ve katliamlarla sarsılmaktadır. Halen Filistin Gazze’ye İsrail tarafından yapılan ve katliam boyutlarına ulaşan saldırılara kimse ses çıkarmamaktadır. “Gazze Fatihi” olarak lanse edilenler bile, Gazze için sadece kuru gürültü çıkarmakta, timsah gözyaşı dökmektedir.
Gazze’yi bombalayan uçakların ve tankların yakıtları Türkiye’den gitmektedir. Her ne kadar kamu bu yakıtları satmıyor şeklinde açıklama yapılsa da herkes biliyor ki, hükümetin bilgisi dışında böyle bir girişim asla olamaz.
Kaldı ki, askeri anlaşmalar, İsrail çıkarlarını Uluslararası alanda koruyucu girişimler (OECD vetosunu kaldırmak vs.), Kürecik radarı ile bilgi paylaşımı (burada da NATO’ya bilgi verildiği söyleniyor. NATO=ABD=İsrail olduğunu sağır sultan biliyor), ticaret hacminin her geçen yıl katlanarak büyümesi gözümüzün önünde duruyor.
Anlaşılıyor ki; Ortadoğu’ya yönelik emperyalist yeniden şekillendirme girişimleri ile, Küresel sistem bu defa mezhepleri çatıştırıyor. Biz tarihten biliyoruz ki, mezheplerin çatıştığı, çatıştırılabildiği bir dünya korkunç bir dünyadır.
Mezheplerin çatışma halinde olduğu, çatışmaya açık olduğu bir Ortadoğu coğrafyasına kim yardım ediyor, ateşe odun taşıyor ve küresel planlara taşeronluk yapıyorsa; bu coğrafyada dökülen her damla masum kanın, her yerde kol gezen zulüm ve kötülüklerin sorumlusu ve ortağıdır.
Taha Haber