Ya Ali

Ya Ali

19 Ocak 2015 Pazartesi

Müslüman Devletlerini kanaya buluyan Katil Devletler: Suriye Devletine gönderdikleri tekfircileri, Avrupa’da Terörist.. Suriye’de ise Emperyalcɪlarɪn, Özgürlük Savașçɪlarɪ

“Paris yürüyüşü’ne bir bakɪn”: Batɪ iki yüzlü ve Dünya Medyasɪ ise tam yüzsüz olduğunu görürsünüz!

Dünya’nɪn Müslüman Devletlerini kanaya buluyan Katil Devletler: Suriye Devletine gönderdikleri tekfircileri, Avrupa’da Terörist.. Suriye’de ise Emperyalcɪlarɪn, Özgürlük Savașçɪlarɪdɪr diye bütün Dünya’ya tanɪttɪlar ve biraz paylalarɪnɪ aldɪklarɪnda, her zaman gibi dayanɪșma içine girerler.!
Basiretle bakın: Katilleri göreceksiniz!

“Paris yürüyüşü” ile küresel ve kitlesel bir zihin kodlama operasyonu gerçekleştirildi. Tüm hakikatler bir kez daha ters yüz edildi. Yine tüm vahşi günah ve cinayetlere masumiyet elbisesi giydirildi…

“Küresel emperyalizmin en büyük silahı nedir?” diye sorulacak bir soruya hiç duraksamadan verilecek en net cevap herhalde “medya” yanıtıdır. Küresel emperyalizm tüm vahşi ve kapitalist emperyal planlarını “medya” ile allayıp pullayarak; “insan hakları, demokrasi, özgürlük” girişimleri olarak sunabilmeyi “medya”ya borçludur. Ve yine küresel emperyalizmin tüm günah, suç ve cinayetlerini örtüp gizleme aracı da “medya”dır!

Paris’teki Charlie Hebdo Dergisi’nde “tekfirci cihadistler” tarafından işlenen cinayetler üzerinden küresel emperyalizm tüm medya araçlarıyla harekete geçerek tarihin en büyük algı operasyonlarından birini sahneleyerek, bu olayı büyük bir kazanıma dönüştürdü.

Charlie Hebdo saldırısı sonrası “medya ile siyasi etkinliğini” birleştiren küresel emperyalizmin en büyük algı operasyonu, içlerinde çok sayıda İslam ülkesi liderinin de bulunduğu elli kadar devlet ve hükümet başkanının katılımı ile düzenlenen bir buçuk milyonluk “Paris yürüyüşü”ydü.

“Paris yürüyüşü” ile küresel ve kitlesel bir zihin kodlama operasyonu gerçekleştirildi. Tüm hakikatler bir kez daha ters yüz edildi. Yine tüm vahşi günah ve cinayetlere masumiyet elbisesi giydirildi…

Birbirleriyle Teselli arayɪșɪnda

Fakat bu tür algı operasyonları, “basiretle bakan gözler” içinse hakikatlerin çıplak olarak açığa çıktığı, suç ve günahların itiraf edildiği, mızrakların çuvaldan taştığı, tüm gerçeklerin ortaya saçıldığı anlardır. Basiretle bakarak Paris yürüyüşü ve sonrasındaki algı operasyonu ile küresel emperyalizmin neleri amaçladığı, neleri örtülü olarak itiraf ettiği ve neleri kazanım hanesine yazmaya çalıştığına bir göz atalım.

1-Paris yürüyüşü, sadece Charlie Hebdo saldırısının değil, tüm Ortadoğu’daki cinayet ve vahşetin gerçek katillerini saklama girişimidir. Paris yürüyüşü, gerçek katillere “insan hakları, düşünce özgürlüğü, demokrasi” gibi içi istendiği şekilde doldurulabilen “sihirli kavramlar” kullanarak masumiyet elbisesi giydirme çabasıdır.
2-Paris yürüyüşü, “direniş ekseni”ni kırmak için Suriye Hükümeti’ni devirme adına her türlü terör ve vahşet şebekeleri ile iş tutma ve bu terör ve cinayet çetelerinin her türden silah, mühimmat, lojistik, eğitim vb. ihtiyaçlarını karşılamayı mubah ve meşrulaştırarak kendine görev edinmiş, elleri kana bulaşmış tüm cinayet ve zulümlerin esas sorumlusu hükümet ve liderlerin, günah ve ellerindeki kanı gizleme çabasıdır.

3-Paris yürüyüşü, sadece Ortadoğu’da değil, tüm dünya coğrafyasında mazlum ve mustazaf halkların kanını emen “Siyonizm”in örgütsel şekli olan “Gasıp Siyonist İsrail Rejimi”ni aklama girişimidir. Paris yürüyüşü ile zihinlerde zalim ve mazluma rol değişimi yaptırılacak bir algı yaratılmaya çalışılmış, Gasıp Siyonist Rejim’in “barışçıl, insancıl” olduğu izlenimi verilmeye çalışılmıştır. Paris yürüyüşü, bu yönü ile Gasıp Siyonist Rejim’in cinayetlerine meşru mazeret üretme çabasıdır.

Frankreichs Präsident Hollande beim saudischen König Abdullah im Herbst 2012. Die Golfmonarchie kauft im großen Stil Waffen aus Europa.4-Paris yürüyüşünün açığa çıkardığı bir başka hakikat te şudur ki: Zaman zaman İsrail’e karşı sözel olarak mangalda kül bırakmayanların en kritik ve belirleyici bir anda İsrail ile neredeyse el ele denecek kadar aynı safta yer alma da bir beis görmedikleri açığa çıktı. Bu durum şu hakikatinde üzerindeki perdeyi kaldırdı: “İsrail’e karşı durmak bir söylem değil pratiktir! Ve o pratik maalesef sözde racon kesenlerde bulunmamaktadır!”

5-Paris yürüyüşü, küresel emperyalizm ve siyonizmin Ortadoğu coğrafyasında işledikleri tüm günah ve cinayetleri, İslam ve Müslümanların üzerine yıkma girişimidir. Paris yürüyüşü, evrensel çapta kitlelerin zihninde “İslam ve Müslümanları” örtülü olarak “terör” kavramı ile eşleştirmek için yapılmış bir algı operasyonudur.

6-Paris yürüyüşü, genelde kutsallar ve özellikle de İslam’ın kutsallarına bundan sonra yapılacak hakaret ve taarruzları meşrulaştırma ve bunlara yasallık kazandırma girişimidir. ( Normal şartlarda altmış bin civarında tirajı olan Charlie Hebdo’nun son sayısının yirmi beş dilde dört milyon basıldığını söylersek, sözlerimizin ne manaya gelmiş olduğu anlaşılmış olur.)

7-Paris yürüyüşü, Uzakdoğu’dan Atlas Okyanusu’na kadar İslam coğrafyasının en büyük musibetine dönüşmüş olan Vahhabi-tekfirci “Taliban, El-Kaide, IŞİD, Nusra, Boko Haram; Şebab vb.” hareketlerin doğuş, varoluş, eylem ve planlarındaki emperyalist, siyonist eller ve emellerin varlığını gizleme çabasıdır.

8-Paris yürüyüşü, dünya çapında tüm halkların zihinsel kodlarında “barış, özgürlük, adalet” kavramları ile “Batı”yı; “”terör, şiddet, zulüm” kavramları ile de “İslam Dünyası”nı eşleştirme girişimidir. Bu yönü ile Paris yürüyüşü, modern zamanların en büyük “zihinsel iğfal” operasyonlarından biridir.

9-Paris yürüyüşü, Batı’da yaşayan Müslümanların ve Batı Dünyası’nda hızla yayılmakta olan İslam’ın kontrol altına alınması ve gelecekte İslam ve Müslümanlar için konulacak kısıtlayıcı tedbir ve hükümlerin meşru kılıflarını oluşturma girişimidir.

10-Paris yürüyüşü, küresel emperyalizm ve siyonizmin özellikle Ortadoğu’da “terör”ü bahane ederek girişeceği yeni işgal ve işleyeceği yeni cinayetlere zemin oluşturma çabasıdır!..

Basiretle bakarsak görürüz ki; Paris yürüyüşü, modern zamanların “medya” ile yönlendirilmiş ve yönetilmiş en büyük algı operasyonlarından biridir. Kitleler zihinsel olarak iğfal edildiler ve istem dışı yeni kodlamalara maruz kaldılar. Ve maalesef bir kısım Müslüman ülke hükümet ve liderleri de bu duruma katkı sundular. Besbelli ki tarih, er ya da geç hakikatleri su yüzüne serecektir. Ancak basiret odur ki, olayları iş işten geçmeden ve olumsuz neticeler açığa çıkmadan okusun. Yoksa neticeler açığa çıktığında atı alan Üsküdar’ı geçmiş oluyor…

Son söz olarak şunu söyleyelim: “Paris yürüyüşüne basiretle bakın, hem Paris saldırısının ve hem de Ortadoğu’da işlenmiş tüm cinayetlerin gerçek katillerini bir arada göreceksiniz!”


Kaynak: Taha Haber
MuntazarMusavi - Rast Haber