“Paris yürüyüşü’ne bir bakɪn”: Batɪ iki yüzlü
ve Dünya Medyasɪ ise tam yüzsüz olduğunu görürsünüz!
Dünya’nɪn Müslüman Devletlerini kanaya buluyan
Katil Devletler: Suriye Devletine gönderdikleri tekfircileri, Avrupa’da
Terörist.. Suriye’de ise Emperyalcɪlarɪn, Özgürlük Savașçɪlarɪdɪr
diye bütün Dünya’ya tanɪttɪlar ve biraz paylalarɪnɪ aldɪklarɪnda, her zaman
gibi dayanɪșma içine girerler.!
Basiretle bakın: Katilleri göreceksiniz!
“Paris yürüyüşü” ile küresel ve kitlesel bir
zihin kodlama operasyonu gerçekleştirildi. Tüm hakikatler bir kez daha ters yüz
edildi. Yine tüm vahşi günah ve cinayetlere masumiyet elbisesi giydirildi…
“Küresel emperyalizmin en büyük silahı nedir?”
diye sorulacak bir soruya hiç duraksamadan verilecek en net cevap herhalde
“medya” yanıtıdır. Küresel emperyalizm tüm vahşi ve kapitalist emperyal
planlarını “medya” ile allayıp pullayarak; “insan hakları, demokrasi, özgürlük”
girişimleri olarak sunabilmeyi “medya”ya borçludur. Ve yine küresel
emperyalizmin tüm günah, suç ve cinayetlerini örtüp gizleme aracı da
“medya”dır!
Paris’teki Charlie Hebdo Dergisi’nde “tekfirci
cihadistler” tarafından işlenen cinayetler üzerinden küresel emperyalizm tüm
medya araçlarıyla harekete geçerek tarihin en büyük algı operasyonlarından
birini sahneleyerek, bu olayı büyük bir kazanıma dönüştürdü.
Charlie Hebdo saldırısı sonrası “medya ile
siyasi etkinliğini” birleştiren küresel emperyalizmin en büyük algı operasyonu,
içlerinde çok sayıda İslam ülkesi liderinin de bulunduğu elli kadar devlet ve
hükümet başkanının katılımı ile düzenlenen bir buçuk milyonluk “Paris
yürüyüşü”ydü.
“Paris yürüyüşü” ile küresel ve kitlesel bir
zihin kodlama operasyonu gerçekleştirildi. Tüm hakikatler bir kez daha ters yüz
edildi. Yine tüm vahşi günah ve cinayetlere masumiyet elbisesi giydirildi…
| Birbirleriyle Teselli arayɪșɪnda |
Fakat bu tür algı operasyonları, “basiretle
bakan gözler” içinse hakikatlerin çıplak olarak açığa çıktığı, suç ve
günahların itiraf edildiği, mızrakların çuvaldan taştığı, tüm gerçeklerin
ortaya saçıldığı anlardır. Basiretle bakarak Paris yürüyüşü ve sonrasındaki
algı operasyonu ile küresel emperyalizmin neleri amaçladığı, neleri örtülü
olarak itiraf ettiği ve neleri kazanım hanesine yazmaya çalıştığına bir göz
atalım.
1-Paris yürüyüşü, sadece Charlie Hebdo
saldırısının değil, tüm Ortadoğu’daki cinayet ve vahşetin gerçek katillerini
saklama girişimidir. Paris yürüyüşü, gerçek katillere “insan hakları, düşünce
özgürlüğü, demokrasi” gibi içi istendiği şekilde doldurulabilen “sihirli
kavramlar” kullanarak masumiyet elbisesi giydirme çabasıdır.
2-Paris yürüyüşü, “direniş ekseni”ni kırmak
için Suriye Hükümeti’ni devirme adına her türlü terör ve vahşet şebekeleri ile
iş tutma ve bu terör ve cinayet çetelerinin her türden silah, mühimmat,
lojistik, eğitim vb. ihtiyaçlarını karşılamayı mubah ve meşrulaştırarak kendine
görev edinmiş, elleri kana bulaşmış tüm cinayet ve zulümlerin esas sorumlusu
hükümet ve liderlerin, günah ve ellerindeki kanı gizleme çabasıdır.
3-Paris yürüyüşü, sadece Ortadoğu’da değil, tüm
dünya coğrafyasında mazlum ve mustazaf halkların kanını emen “Siyonizm”in
örgütsel şekli olan “Gasıp Siyonist İsrail Rejimi”ni aklama girişimidir. Paris
yürüyüşü ile zihinlerde zalim ve mazluma rol değişimi yaptırılacak bir algı
yaratılmaya çalışılmış, Gasıp Siyonist Rejim’in “barışçıl, insancıl” olduğu
izlenimi verilmeye çalışılmıştır. Paris yürüyüşü, bu yönü ile Gasıp Siyonist
Rejim’in cinayetlerine meşru mazeret üretme çabasıdır.
5-Paris yürüyüşü, küresel emperyalizm ve
siyonizmin Ortadoğu coğrafyasında işledikleri tüm günah ve cinayetleri, İslam
ve Müslümanların üzerine yıkma girişimidir. Paris yürüyüşü, evrensel çapta
kitlelerin zihninde “İslam ve Müslümanları” örtülü olarak “terör” kavramı ile
eşleştirmek için yapılmış bir algı operasyonudur.
6-Paris yürüyüşü, genelde kutsallar ve
özellikle de İslam’ın kutsallarına bundan sonra yapılacak hakaret ve
taarruzları meşrulaştırma ve bunlara yasallık kazandırma girişimidir. ( Normal
şartlarda altmış bin civarında tirajı olan Charlie Hebdo’nun son sayısının
yirmi beş dilde dört milyon basıldığını söylersek, sözlerimizin ne manaya
gelmiş olduğu anlaşılmış olur.)
8-Paris yürüyüşü, dünya çapında tüm halkların
zihinsel kodlarında “barış, özgürlük, adalet” kavramları ile “Batı”yı; “”terör,
şiddet, zulüm” kavramları ile de “İslam Dünyası”nı eşleştirme girişimidir. Bu
yönü ile Paris yürüyüşü, modern zamanların en büyük “zihinsel iğfal”
operasyonlarından biridir.
9-Paris yürüyüşü, Batı’da yaşayan Müslümanların
ve Batı Dünyası’nda hızla yayılmakta olan İslam’ın kontrol altına alınması ve
gelecekte İslam ve Müslümanlar için konulacak kısıtlayıcı tedbir ve hükümlerin
meşru kılıflarını oluşturma girişimidir.
10-Paris yürüyüşü, küresel emperyalizm ve
siyonizmin özellikle Ortadoğu’da “terör”ü bahane ederek girişeceği yeni işgal
ve işleyeceği yeni cinayetlere zemin oluşturma çabasıdır!..
Basiretle bakarsak görürüz ki; Paris yürüyüşü,
modern zamanların “medya” ile yönlendirilmiş ve yönetilmiş en büyük algı
operasyonlarından biridir. Kitleler zihinsel olarak iğfal edildiler ve istem
dışı yeni kodlamalara maruz kaldılar. Ve maalesef bir kısım Müslüman ülke
hükümet ve liderleri de bu duruma katkı sundular. Besbelli ki tarih, er ya da
geç hakikatleri su yüzüne serecektir. Ancak basiret odur ki, olayları iş işten
geçmeden ve olumsuz neticeler açığa çıkmadan okusun. Yoksa neticeler açığa
çıktığında atı alan Üsküdar’ı geçmiş oluyor…
Son söz olarak şunu söyleyelim: “Paris
yürüyüşüne basiretle bakın, hem Paris saldırısının ve hem de Ortadoğu’da
işlenmiş tüm cinayetlerin gerçek katillerini bir arada göreceksiniz!”
Kaynak: Taha Haber
MuntazarMusavi - Rast Haber